Allah'ın Varlığını Sorgulamak

Allah'ın Varlığını Sorgulamak

Selamünaleyküm Hocam, Ben hukuk fakültesinde öğrenim görüyorum. Bu durum seküler hukuk düzenlerinin kendisini neye izafe ettiğini de yakından tanımamı sağladı. İslami düzenin şu an içinde bulunduğumuz düzen olmadığının bilincine vardım. Biraz daha derinleşince bu mevzuda İslami ve felsefi okumalar yaptım ve Kuran 'ı hayatımın merkezine almaya karar verdim. Ve deyim yerindeyse asrı saadetimi yaşadım. O zamanlar Müslümanların durumuna baktığımda şunu fark ettim. Büyük bir zillet içerisindeyiz. Önceleri bu duruma çok üzüldüm o kadar üzüldüm ki saçlarıma ak düştü şu anda bu duruma üzülürüm. Sonraları bu durum içimde derin bir ümitsizliğe sebep oldu. Niye bu haldeyiz sorusunun cevabını ararken Kurana ve İslama yapılan eleştirilerin büyük bir kısmını inceledim. Neticede beynimin içinde 'Ya yoksa ' sorusu dönmeye başladı. Daha öncede bu durumla karşılaştım. Fakat galiba bu seferki savaşımı kaybedeceğim. Ve ben bunu istemiyorum. Ben Allah eksenli bir ahlak paradigması içinde iman sahibi bir Müslüman olarak yaşamak istiyorum. Fakat şu an Allah?ın varlığı bana uzak geliyor. İki dünya arası bir yerde sıkışıp kaldım. Böyle giderse yakında baskıladığım beynimin içini kemiren bu düşünceyi kendime itiraf etmek zorunda kalacağım. Belki de çoktan ettim bunu şu an ayırt edemiyorum. Galiba bir kaç sıkımlık kurşunum kaldı. Benim hikayem böyle size ne sormak istediğimi tam olarak bilmiyorum ama bulunduğum durumdan nasıl kurtulmalıyım? Şimdiden teşekkür ederim.

Aleykümselam Ömer Faruk kardeşim,


1. Adınız Ömer Faruk. Faruk farkı fark eden demektir. Siz farkı fark etmek için akleden kalbinizi hicrete çıkarmışsınız. Fakat bir şeyi unutmuşsunuz: Pergelinize çivi takmayı. Pergelin iki ayağı da gezerse, düzgün daire çizemez. Sizin pergelin iki ayağı da geziyor. Sabit ucu yok. O olmayınca, yol almamışsınız, kaybolmuşsunuz.


2. Mesajınıza selam ile başlamışsınız. Selam Allah'ın adı. Siz inanıyorsunuz. Fakat kafanızı kalbinizden koparmışsınız. Akleden kalp ile düşünmüyorsunuz. Sizin refleksiniz Müslüman, fakat kuşkularınız tasarlanmış kuşkular. Bu şuna benziyor: İnsan özü itibarıyla iyidir. Tasarlamadan iyilik
yapabilir, fakat tasarlamadan kötülük yapamaz. İman ve küfür de böyledir. Tasarlamadan inanılır, fakat tasarlamadan küfredilmez.


3. "Ya yoksa!.." diyorsun. Eğer Allah yoksa, anlam da yoktur. Yaşamanın, var olmanın, soluk almanın, ahlakın hiçbir anlam ve amacı da yoktur. Bunlar yoksa iyi ile kötü, hak ile batıl, adalet ile zulüm, anne ile eş, insan ile solucan, var ile yok, iman ile inkar, melek ile şeytan, gasp ile kazanç, nefs-i müdafa ile cinayet, katil ile maktul, zalim ile mazlum arasındaki fark da yoktur... Bunların olmadığı bir dünya cehennemdir. Yok'un adı da yoktur. Bana bir şey söyle ki yok olsun? Ya yoksa, bir şüphe bile değildir.
Eğer şüphe edeceksen, ya varsa diye başla... Zira yokluk sıfırdır, varlık birdir. Sıfırla başlayarak vardığın yolun sonu da sıfırdır. Bir ile başla ki, bir şeyle başlamış olasın. Yoksa boştan yola çıkıp boşa varırsın.


4. Bence siz kendini Müslüman sayan, aslında neye inandığını bilmeyen, inancında ciddi olmayan, Allah'ı ciddiye almayan ve Allah tarafından ciddiye alınmayan 'ekseru'n-nas' (insanların çoğu) gibi değilsiniz. Önce lâ demek gerekiyordu. Şimdi sizin lâ (yok) mevsiminiz. Lâ ilahe: Hiçbir ilah yok...
Ama bu yarısı. Şimdi siz ikinci aşamanın önündesiniz. Ya İlla diyecek alın teri, yürek teri ve zihin teriyle bedeli ödenip kazanılmış bir imana kavuşacaksınız, ya da yolculuktan vaz geçip yoldan çıkacaksınız. Tercih sizin. Bence yarısını söylediğiniz cümleyi tamamlayın. O cümlenin tamamı şudur: LA İLAHE İLLALLAH.

Rabbim seni sana bırakmasın ey Ömer Faruk…


Ben tüm kalbimle şuna inanıyorum: Sen gelecekte Kur'an'ın asil ve cins kafa bir oğlu olacak, inkar çamuruna batmış bir çok cins kafayı o çamurdan kurtaracaksın. Senin için ettiğim dua budur. Ve eğer duam tutarsa, bu Allah'ın varlığına dair, sana özel bir kanıt olarak ilahi kayıtlara geçecektir.

Selam ile, dua ile...