Evrenin Yaratılışı, Sınav Günü ve Sembolik Anlatım

Evrenin Yaratılışı, Sınav Günü ve Sembolik Anlatım

Merhaba Hararetli tartışmalar yaptığımız dindar bir arkadasımın vasıtası ile sitenizi gördüm. Ben dinsizim. Tarafınızdan yazılan tefsirin önsözünü çok beğendim samimiyetinize sığınarak bazı sorular sormak istiyorum. 1- Evrenin yaratıcısı ile iletişime geçtiğini iddia eden bir kişinin aktardığı bilgiler ve kurallardan bahsediyorsunuz. Bir bilginin hatta bu kadar önemli bir bilginin böyle ileri derecede spekülatif dolambaçlı yollardan dolaylı sunulması ve beni ikna edememesi konusunda kalbimin mühürlü olma ihtimali ve zaten özelliği böyle olmasında açıklaması haricinde bir izahat var mıdır? 2- Bu dünyanın bir sınav yeri olduğu ön kabulü var. ve bu sınav ÖSS gibi sınavlardan değil. Herkesin girmesi zorunlu. Ben sınav istemiyorum kardeşim deme şansımız yok mudur? 3-Evimde size ait tefsiri içeren Kur'an-ı kerimi inceliyorum. Hz. Süleyman'dan ve onun cinler ve kuşlardan oluşan ordusundan bahsediyor. Açıkçası kuş ve cinlerden oluşan bir orduya inanmakta ciddi zorluk yaşayacağımı düşünüyorum. Zaten siz de sembolik olabileceğinden bahsetmişsiniz.Saçma olduğunu düşüdüğüm birçok yeri sembolik diyerek örtme yaklaşımı bir kaçış olabilir mi? 4- Tüm bunların büyük bir yanılsama olma ihtimali aklınıza geliyor mu? Bu soruları size sormaya arkadaşımla beraber kadar verdik umarım bize bir faydası dokunur. Teşekkür ederim Saygılarımla

Sayın  Talib;

Mesajınıza birkaç hususa değinerek cevap vereceğim inşallah. 

 
1. İlkin size teşekkür emek istiyorum. Siz benim imanımı artırdınız. Zira, sayenizde Alemlerin Rabbi'nin verdiği iradeye en hoşgörülü insandan bile çok daha saygılı olduğunu; kendi yarattığı insanın kendi yarattığı dil ile 
Kendisini inkara sabredecek kadar "özgüven" sahibi olduğunu, kendi varlığını inkar eden birinin kendisine borçlu olan varlığına izin verecek kadar şefkat ve merhametle dolu olduğunu bir kez daha müşahade ettim.
Kalbinizin mühürlü olduğunu söylemek için çok erken. Bunun için ölmeniz lazım. Zira ölmeden kimse hakkında kesin hüküm verilemez. Kaldı ki kalbi eğer Allah mühürleyecekse -ki öyle- o son nefesinize kadar size iradenizi kullanma hakkı tanıyor. Bu yüzden henüz hayatta olan biri için kalbi mühürlüdür ifadesi asla kullanılamaz. Sizin için de bu böyle.

Bu kadar önemli bir bilgi spekülatif ve dolambaçlı yollardan sunulmamıştır. Bilgi ikiye ayrılır: Varoluşsal bilgi, edinilen bilgi.

Varoluşsal bilgi çerçevesinde onun varlığı ve birliği kodlarınızda kayıtlıdır. Vicdan denen ana kartta. Eğer kişi vicdanının üstünü örtmüşse (küfür), veya onun sesine sağırsa bu onun tercihidir. Ben O'nun Allah olduğunu kendisini inkar etmeye izin vermesinden anladım. Bunu ancak Allah yapabilirdi. Yoksa, yok diyenin
yok olması lazımdı.

Dolayısıyla, kozmosu oluşturan mikrodan makroya her unsura nakış nakış işlenen bu varoluşsal bilginin dolambaçlı ve spekülatif olduğunu söylemeniz doğru yere bakmadığınızı gösterir. Yanlış istikamete bakanların "Olsaydı görürdüm" demeleri kadar gülünç bir durum.

Doğru yere bakabilirseniz, o bilgiyi konulduğu yerde bulacaksınız. Evde kaybettiği anahtarı sokak lambasının altında arayanlar çelişkilerine ışığı referans gösterirler. Fakat bu yanlış.
Sizi ikna etmek... Neden? Siz inkar ediyorsunuz diye...

Var olan neden ben varım diye bağırsın ki? İnkar negatif bir şeydir, iman pozitif bir şey. Varlığından emin olan ikna etmeye çalışmaz. O kuluna "iman" etmiştir, biliyor musunuz? Allah'ın bir adı da "mü'min" (iman eden)dir. Kuluna güvenmiştir. Güvenini zedeleyeni ikna için özel bir sebebinin olduğunu sanmıyorum.

2. Ben sınav istemiyorum demek için: Önce "ben" diyecek bir varlığa sahip olmanız lazım. Sizi siz yarattınızsa bunu diyebilirsiniz, değilse isterseniz deyin. Bu mantıkta "muğalata" gurubuna girer.

3. Sembolik dil, üstün hakikatleri insan zihnine indirmenin bir yöntemidir. İnsanlıkla yaşıttır. Bunda gariplik yok. İnsan aklı sınırlıdır. Aşkın hakikatleri o aklın atmosferine indirmenin bir yolu da sembolik dildir.
Sizin -haşa- saçma demeniz bir şeyi saçma kılmaya yetmez. Sizden çok daha akıllı olan yüzmilyonlar ona Allah'tan gelen hakikat olarak inanıyorlar. Bu onlara bir iç güvenliği ve huzur veriyor. onları bir değerler sistemine dahil ediyor ve kendilerini değerli hissettiriyor. Bunu imandan başka verecek hiçbir şey yok. İnkar insana ahlak vermez, değer vermez, anlam vermez. Anlamı Allah verir; zira Allah demek anlam demektir.

4. Şu ana kadar hiç gelmedi. Şimdi de gelmedi. Bunun gelmesi için varlığın anlamsız ve amaçsız olduğuna inanmam gerek. Buna evet diyebilmem için aklımı yitirmem lazım. İslam'da aklını yitirenin mükellefiyeti yoktur zaten. O artık dinin değil tıbbın konusudur. Dolayısıyla, varlığın (varlığımın) anlamlı ve amaçlı olduğuna tüm kalbimle ve her zerremle inanıyorum. Ona inanınca gerisi geliyor... Zaten varlığın anlamsız ve amaçsız olduğuna inansaydım, varolmaya devam etmem saçmalık ve bayağı bir çelişki olurdu. Zaten böyle yapan birini hala yaşamaya çalışıyorsa ciddiye almaya değer bulmuyorum.

Bunları sizi ikna etmek için yazmadım. Sadece sorduğunuz soruları karşılık vermemin üzerimdeki hakkınız olduğuna inandığım için cevapladım. Umarım bir yararı olur.

 

Sağlık ve esenlikler dilerim.
Selam ile...