Kabirleri Mescid Edinmeme

Kabirleri Mescid Edinmeme

Essalamün aleyküm değerli hocam; Öncelikle yaptığınız tüm çalışma ve hizmetlerden dolayı Allah sizden her İki cihanda da razı olsun. Çalışmalarınızdan ve eserlerinizden olabildiğince faydalanmaya ve de faydalandırmaya çalışıyoruz. Benim sorum; bir hadis ile ilgili (Tirmizi cenaiz; 32, İbni Mace cenaiz; 65)? Hz. Aişe (r.a.), Hz. Peygamber (sav.)?in vefat edeceği hastalığı sırasında "Allah, Yahudi ve Hıristiyanlara lanet etsin, Peygamberlerinin kabirlerini mescit edindiler" buyurduğunu rivayet etmiş ve "Eğer mescit edinme endişesi olmasaydı Peygamber (sav.)'in kabrini açıkta bırakırlar, ancak ben kabrin mescit edinilmesinden endişe ederim." Bugün peygamber efendimiz (sav.)?in kabri mescit yapılıp, görkemli bir hale getirilmemiş mi? Biz bu hadisi nasıl anlamalıyız? Mardin?den sevgi ve selamlar... Allah her daim yar ve yardımcımız olsun. Benim sorum bir hadis ile ilgili (Tirmizi Cenaiz; 32, İbn-i Mace Cenaiz; 65); Hz. Aişe (r), Hz. Peygamber (s)?in vefat ettiği hastalığı sırasında "Allah, Yahudi ve Hıristiyanlara lanet etsin, peygamberlerinin kabirlerini mescid edindiler." buyurduğunu rivayet etmiş ve "Eğer mescid edinme endişesi olmasaydı peygamber (s)'in kabrini açıkta bırakırlar ancak ben kabrin mescit edinilmesinden endişe ederim." Bugün peygamber efendimiz (s)?in kabri mescid yapılıp, görkemli bir hale getirilmemiş mi? Biz bu hadisi nasıl anlamalıyız. Mardin?den sevgi ve selamlar. Allah her daim yar ve yardımcımız olsun.

Aziz talibe,

Tirmizi ve İbn Mace dışında Kütüb-i Sitte dışı bazı derlemelerde de yer alan bu "hasen-ğarib" hadisin hasenine karışmam ama "ğarib" olduğu kesin. Bu ğariblik sadece hadis usûlü ıstılahı olarak değil, Türkçeleşmiş anlamıyla da gariptir. Fakat hadisi destekleyen daha başka merfû haberler de vardır.

 

Buna dayanarak hadisi sahih kabul edip konuşalım:

1. Demek ki Hz. Aişe'nin "mescit edinmek" ile anladığıyla bizim anladığımızla aynı değil... Eğer bizim anladığımızı kastetseydi Efendimizin mescidin hemen yanındaki kendi hücresine değil, mescidin uzağına defnedilmesini söylerdi.

 

2. Efendimizin defnedildiği zaman henüz orası mescit değil, Hz. Aişe'nin hücresi, yani evi idi. Sonradan mescide katıldı. Ama yine de müstakil bir bölme olarak kaldı ve ileriki tarihlerdeki mescit genişletmelerinde mescit hiç o tarafına genişletilmedi bu hassasiyetten dolayı. Şu an dahi o hücrenin duvarı Mescid-i Nebevinin dış duvarıdır.

 

3. Eğer haber sahihse, peygamberlerinin kabirlerini mescit edinmek ya doğrudan ona secde etmek veya ibadet maksadıyla tazimde bulunmak vs. anlaşılmalıdır.

 

4. Bu hassasiyet Efendimizden sonra korunmuştur. Ebu Hanife'nin çok meşhur olan "Hz. Peygamber'in kabrinin yanında dahi (kıbleye değil de) onun sandukasına yönelerek dua etmeyi caiz görmem" diye içtihadda bulunması manidardır.

 

5. Bugün bu hassasiyet yer yer ihlal ediliyorsa bunu kabri mescit edinmek ile adlandırmak yerine cehaletin cesareti olarak görmek lazımdır.