24 Rebiü'l-Evvel 1431 | 10 Mart 2010

Cennet Allah’ın rahmetinin, cehennem ise hakkaniyetinin tecellisidir.

» Anasayfa

» Biyografi

» Videolar

» Bize Ulaşın

» Sık Kullanılanlara Ekle

» Giriş Sayfam Yap

» Ziyaretci Defteri

Kategoriler

Kur'an ve Tefsir
Akaid ve Kelâm
Fıkıh ve İlmihal
Hadis ve Sünnet
Güncel
Siyer
Muhtelif
Kur’an’da ki Peygamberler
Beşeri Bilimler
Şiir
Sesli ve Görüntülü Eserleri
Basılmış Eserler
Okuma Sırasına Göre Kitaplar

Üyelik

Kull. Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

En Çok Okunanlar

Müstehcen resimler ve görüntüler
Soru: Hocam, internetteki müstehcen site ve resimlerden kaç kez uzak durmaya çalıştım. Her seferinde söz verdim. O tür kadınları dışarda görsem tiksin

Bayanlara Özel Site

Kadın Erkek İlişkisi

İlim İçin Baş Açmak

Ahmed İslamoğlu Hocaefendi İle Röportaj

Perukla Çalışmak

Sormazsam Ölürüm

Sol elle yemek

Başörtümü mü? İş mi?

Allah Bizi Yaratırken Fikrimizi Neden Sormadı?

Geriye Dönük Haram Yemeyi Nasıl Ödeyeceğim?

Yorumlananlar

Cennet ve Cehennemin Ebediyeti
Selamunaleykum değerli hocam, Allah’ın selamı sizin ve bu hayatı örnek olarak yaşayan, geçmişten bug

Perukla Çalışmak

Müstehcen resimler ve görüntüler

Allah Bizi Yaratırken Fikrimizi Neden Sormadı?

İlim İçin Baş Açmak

Adetlinin Orucu

Ahmed İslamoğlu Hocaefendi İle Röportaj

İbn-i Teymiyye

Bayanlara Özel Site

Başörtümü mü? İş mi?

Meâl Hakkında Birkaç Sual

 
 
.: Yazarlar :.

 
Klasik Arapça öğrenim metodunun problemi ne? (2)
09/04/2007

Eğitim ve Öğretim

Soru şuydu: Peki, sarf ve nahiv, ikiz kardeşleri olan fesahat ve belagatten nasıl ayrıldı?

Bittabi önce bir ve beraber idi. Buna, Arap gramerinin babası ve dil dâhisi Sibeveyh’in el-Kitab’ını misal vermiştik. Bu ayrımın başımıza ne çoraplar ördüğünü bilmeyen bazı çağdaş nahivciler hâlâ Sibeveyh’i “nahivci”, el-Kitab’ı “nahiv kitabı” gibi takdim ederler. Oysaki o, eserinde “lafızlar ve manaları”, “sözün güzeli ve çirkini” ve “mecaz” bahislerine derinlemesine dalmış bir dil allamesi.

Sibeveyh, Basra okuluna mensuptu. Ünlü kitabı Basralı hocası ve ilk Arap lugatı sahibi büyük dil arkeologu Halil b. Ahmed’in ders notlarından oluşur. Bu okulun çeşmesinden sulanan Ahfeş, Ebu Ubeyde Ma’ber b. El-Müsenna, Müberred, Sa’leb, Zeccac gibi altın isimlerin hepsi de nahiv-belagat/lafız-mana birliğini korudular.

Basra okulunun karşısında Kûfe okulu yer aldı. Bu okulun babası Kisâî ve onun öğrencisi Ferra da Kufe okulunun en ünlü isimlerinden idi. Onlar da lafızla manayı, nahivle belağati ayırmadı.

Bağdat kurulduktan sonra Basra ve Kufe okullarının ilim çayları, Bağdat’a doğru aktı ve orada ırmak oldu. Bu ırmağa “Basra okulu” demek yerine “Ebu Ali Farisi Okulu” dense yeridir. Zeccac’ın talebesi olan Farisi, İbn Cinni’nin de hocası idi. Zemahşeri’nin de bir halkasını oluşturduğu ilim zinciri Ebu Ali Farisi’ye kadar uzanır. Bu yüzden Keşşaf’ın kaynağında bazıları Zeccac’ın tefsirini görürler.

Bu iki okulun biri dilin uydaşım eseri, diğeri sabit olduğunu savunuyordu. İki okulu birleştiren Ebu Ali Farisi, dili yepyeni bir kurallar dizgesi üzerine oturttu. Bu kuralların tümünün temelinde şu ilke yatıyordu: Nahv ile belagatin ayrılmazlığı.

İşte semasında tek yıldız diyebileceğimiz Delailu’l-İ’câz ve Esraru’l-Belağa gibi iki muhalled eserin yazarı Cürcani, bu ölümsüz eserleri bu çizginin bir mümessili olarak verdi. Bu eserlerde Cürcani’nin amacı “Nahivle belagati etle tırnak gibi kaynatmak” idi.

Dr. Abdülaziz Atîk, Tarihi’l-Belâğati’l-Arabiyye adlı eserinde şöyle diyor: “Zemahşeri Keşşaf’ını Abdülkahir Cürcani’nin belağata ilişkin görüşleri çerçevesinde oluşturdu”. Keşşaf’ın kendinden sonraki hemen tüm tefsirleri ve özellikle de Beydavi ve Ebussuud tefsirini etkilediğini hatırlamanın tam sırası.

Cürcani, belagatte tutturduğu başarıya, kanaatimce, nahvin sadeliği ilkesinden yola çıkarak ulaşmıştı. Ona göre Arap dilinde kelam sadece şu üç şey üzerine kurulur: Failiyye-mef’uliyye-idafiyye. Dolayısıyla: fail merfu, mef’ul mansub, muzafun ilayh mecrurdur. Gerisi bu üçüne hamledilir, asıl değildir. Merfuda da aslolan isim cümlesidir, gerisi ferdir.” (el-Cumel).

Nahiv-belagat birliği süreci Sekkaki ile zirvesine çıkmıştı ki, birden bir kopuş oldu. Nahivle belagatin birbirinden kopuş tarihinde dikkatimizi ilk çeken isim et-Telhis ve onun şerhi mesabesindeki el-Îdâh adlı eseri Osmanlı Medreseleri’nin olmazsa olmazı olan Hatib Kazvini (ö. 739/1338). Meani ilmi için alternatif bir tanım getiren Kazvini, belagatı “kodifiye” ederek bir kurallar manzumesine dönüştürdü. Sonuçta etle tırnağın, teori ile pratiğin arası ayrıldı.

Daha sonra bu kopuş gittikçe derinleşti. Bunun doğal sonucu, pratikten kopuk ve teoriye odaklanmış bir dil bilgisi öğretimi oldu. Bunun en tehlikeli sonucu dilin canlı bir organizma olduğunu unutup sanki ölüymüş/nesneymiş muamelesi yapmak oldu.

Medreseler, talebenin Arapça’yı “edinmesini” temin etmek yerine “öğrenmesini” öncelediler. Lafız o kadar büyüdü ki, mana lafzın büyüyen cüssesi altında soluk alamaz oldu. İyi derecede Arapça bilen bir Arab’ın dahi ömür boyu kullanmadığı “ik’ansese, ikşa’arra, iclevveze” gibi fiil kalıpları talebeye çektirildi.

Sonuçta şu oldu:

1. Lafız ve mana etle tırnaktı, etle tırnak birbirinden ayrıldı. Maksat ise “gramer” değil “anlamak” idi. İkili birbirinden ayrılınca, elde manasız bir gramer yığını kaldı. Yıllarını veren talib-i ilim, “alet ilmi” olan dili elde edip bir türlü “maksat ilme” gelemedi. Dilin gramerini bir Arap’tan çok daha iyi biliyor, ama kurallarını bildiği dili bir türlü öğrenemiyordu. Bu, insanı tarif etmek için önce etini ve kemiğini ayırıp, tarife ondan sonra başlamaya benziyordu.

2. Bu eksen kayması sürecinde gramer kuralları bir kartopu gibi büyüdü, mana kar tanesi gibi küçüldü. Denge mana aleyhine bozuldu. İlim öğrenme maksadı dil öğrenmeye, dil öğrenme de gramer öğrenmeye indirgendi. Oysaki ilim bile kendi başına bir maksat değil, haşyete ulaşmanın bir aracıydı.

3. Dil öğreniminin en iyi metodu bir çocuğun ana dilini edinişine en yakın yöntemle bir dili “edinmek” idi. Fakat dil gramer kuralları yığını olarak kodlanınca, bu kodları öğrenip çözmek bir ömre mal olacak bir uğraş haline geldi.

Klasik sarf-nahiv yöntemiyle dil öğrenecek sabra sahip olmayan zamane talipleri, bir başka yanlışa yöneldi: Batılıların dil öğrenim yöntemine…

O yöntemin taklidiyle yazılan dil öğrenim setleri bıtırak gibi piyasayı kapladı. Kendi kadim yöntemimizi ıslah etmeyi düşünen ya olmadı, ya da oldu benim haberim olmadı. Bunlara bir de ticaret maksadıyla çıkarılan görsel setler eklenince, Arapça öğretmekle Mahmutpaşa’ya “turist rehberi” yetiştirmek aynı şey zannedildi.

Not: Soru sahibi ilim talibi, müteradifleri soruyor. Bizce mutlak müteradif diye bir şey yoktur. Kelime farklıysa, anlam da farklıdır. Bu konuda en güzel eserlerden biri Osmanlı ulemasından Ebu’l-Beka’nın yazdığı el-Külliyyat’tır.  


9826

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

09/04/2007 Klasik Arapça öğrenim metodunun problemi ne? (2)

08/04/2007 Klasik Arapça öğrenim metodunun problemi ne? (1)

16/03/2007 Soru sormanın usulü ve adabına dair

19/02/2007 İslam medreselerine dair (2)

18/02/2007 İslam medreselerine dair (1)

15/12/2006 Tertil eksenli Kur’an eğitimi çağrısına ek

18/12/2006 Sessiz sedasız bir eser yükseliyor

25/11/2006 Kur’an eğitimini dert edinen herkese açık çağrı: Tertil eksenli bir Kur’an eğitimine geçelim

03/07/2006 Ehl-i Sünnet, İslam Siyaset Üslubu, Siyasi Konuşmalar, Ermeni Tezi, İnsan Hakları..

01/07/2006 Kur’an’da Engelliler, İmam Humeyni, Osman Fahir Seden’le Türk Sineması, Mehdix

02/07/2006 Molla Sadra, İzharu’l-Hak, Ulemanın Gücü, Ticari Fetvalar ve İslam’da Ticaret Ahlakı…

02/04/2006 Ciğeri kediye emanet etmek ya da “milli öğütüm”

31/03/2006 Entelektüel soykırım

31/03/2006 Okuldaki çocuklar: vadideki kuzular

03/02/2006 Yeni çıkan kitaplar

18/12/2005 İmam-Hatiplilerin önü açıldı mı?

28/10/2005 Yazdırılan kitaplar bahsine mülhak

03/09/2005 Din eğitimini tartışmak (2)

03/09/2005 Makedonya, ah Makedonya!

03/09/2005 Bir dil fidâîsi: D. Mehmet Doğan

03/09/2005 Kur’an’dan ‘söz söyleme’ sanatı üzerine dersler

03/09/2005 Okunacak kitaplar

03/09/2005 Her ev Kur’an okulu olmalı

03/09/2005 Yüreğiniz yetiyorsa!..

03/09/2005 Okunacak kitaplar

03/09/2005 Okuyun da konforunuz bozulsun

03/09/2005 Çocuklarımızı "öğütümden" kurtarmanın 10 yolu

03/09/2005 Eğitim ve öğretimin temeli merhamettir(1)

03/09/2005 Eğitim ve öğretimin temeli merhamettir(2)

03/09/2005 Mübarek suç (!)

03/09/2005 Soru sormanın usulü ve âdâbı üzerine

20/12/2000 Oku
 
 

Makaleler

Ömrü Ramazan olanın ahireti bayram olur

Kur'an

İlim ve Bilim

İrfan ve Şuur

İnsan ve Toplum

İbadet

Eğitim ve Öğretim

Gazete Gündem

Güncel

Siyaset

Tarih

Haftanın Makalesi

Meal Hakkında

Kurani Hayat Makaleleri

Söyleşiler - Soruşturmalar

Sizden Gelenler

English Translations

Deutsche Übersetzungen

Arabic

Yeni Şafak Makaleleri

2001- Makaleleri

2000- Makaleleri

Medyalar

Arama

 

Etkinlik Takvimi

Söyleşi

Ahmed İslamoğlu Hocaefendi İle Röportaj

Ahmed İslamoğlu Kimdir?

Son Eklenenler Soru ve Cevaplar

Evrenin Yaratılışı, Sınav Günü ve Sembolik Anlatım

Askerde Namaz

Nüzul Sırasına Göre Hayat Kitabı Kur'an

Hayat Kitabı Kur'an

Özlü Sözler

Tavsiyeler I

Tavsiyeler II

Adayış Risalesi

Yürek Devleti

Yürek Fethi

Son Eklenenler Makaleler

Allah'a iftira etmeyiniz!

Gedenken, verstehen oder ins Leben tragen?

Eller var...

"Ergenekon" işbaşında mı?

Was ist Nafs? (3)

İmam-Hatiplilerin önü açıldı mı?

Was ist Nafs? (2)

Eğitimin sistemi-sistemin eğitimi

Was ist Nafs? (1)

28 Şubat bir "fitne" idi

Linkler

 

Copyright © 2008 MUSTAFA İSLAMOĞLU
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz
Yazılım: networkbil