Rahmet/Cennet Kapıları Açılır

Ebu Hüreyre, Allah Rasulünden şöyle bir haber naklediyor: "Ramazan geldiğinde rahmet (veya "cennet") kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır." (Buhari ve Müslim). Allah Rasulü öyle bir konuda haber veriyor ki, Allah'tan haber almayan hiçbir muhabir, ajans ve haber kaynağı bu konuda bize haber iletemez. Bu haber, özünde dünyadaki eylemlerimizle ahiretteki akıbetimiz arasındaki bağa dikkat çekiyor. Dünya zaman ve mekanıyla, ukba zaman ve mekanı arasındaki bağlantıya dikkat çekiyor.

Ebu Hüreyre, Allah Rasulünden şöyle bir haber naklediyor:
"Ramazan geldiğinde rahmet (veya "cennet") kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır." (Buhari ve Müslim).
Allah Rasulü öyle bir konuda haber veriyor ki, Allah'tan haber almayan hiçbir muhabir, ajans ve haber kaynağı bu konuda bize haber iletemez. Bu haber, özünde dünyadaki eylemlerimizle ahiretteki akıbetimiz arasındaki bağa dikkat çekiyor. Dünya zaman ve mekanıyla, ukba zaman ve mekanı arasındaki bağlantıya dikkat çekiyor.
Hadisin metninde farklılıklar var. Bu farklılıklardan biri de "rahmet kapıları" ibaresinin bir rivayette "cennet kapıları" şeklinde gelmesi. Öncelikle "rahmet kapıları" rivayetini ele alalım. İlkin şu sualleri sormak lazım: Ramazan dışında rahmet kapıları kapalı mı ki, Ramazan gelince açılıyor? Hadisi bu bağlamda nasıl anlamalı, nasıl yorumlamalı?
Efendim, şöyle bir yorumla bu suali cevaplayabiliriz: Allah'ın rahmetinin tek bir kapısı yoktur, birçok kapısı vardır. Sair zamanlarda bu kapılardan açık olanlar vardır, kulun talebiyle açılacak olanlar vardır. Burada iki şeyi birbirinden ayırmak lazım: Kilitli olmakla kapalı olmak. Allah'ın rahmet kapılarından hiçbirisi kilitli değildir, sadece vurunca açılacak şekilde kapalıdır. Kul o kapının önüne iradesini kullanarak gelir. Bunun adına Kur'an "tevbe" (Allah'a yönelmek) ve "istiğfar" (Allah'tan af dilemek) diyor.
Tevbe ve istiğfar ile rahmet kapılarının önüne gelip o kapıyı tıklatana, samimiyeti oranında kapı açılacak ve o kula rahmet saçılacaktır. Ramazan'da ise bu kapılar ardına kadar açık tutulur. Ramazan'ı ihya eden ve oruçla ihya olan kimse, bu kapılardan girip rahmete gark olmuş gibidir.
Ramazan'da, rahmet kapılarının her birine giden bir ışık yolu vardır. Vahyin doğum ayı olan Ramazan'la vahiy nuru mümine inerse, bu nur sayesinde o kapılara giden yolu görür. Değil mi ki, bir kapının açık olması yetmez, kişinin açık kapıya giden yolu görmesi, o yolu yürüyecek dermana sahip olması, o kapının açık olduğunu fark etmesi ve o kapıdan geçecek mecali bulması lazım. Ramazan insana işte o mecali verir.
İkinci versiyon "cennet kapıları açılır". Bu ifadeyi nasıl anlayalım? Öyle ya, biz dünyada yaşıyoruz. Cennet ise ahirette. Ahirette açılan kapıdan, dünyadaki insan nasıl geçecek? Daha ölmedik. Bu kapının açık olmasının pratikte ne gibi bir karşılığı var?
Allah Rasulü'nün fem-i saadetlerinden eğer bu kelimeler çıktıysa, bunu birkaç açıdan anlamak mümkün:
1. Ramazan'da açılan cennet kapılarından giren Salih amellerimizdir. Ramazan'la dirilen mümin oruç tuttuğu için tüm arzularından belli bir müddetle vazgeçer. Diyelim ki donatılmış bir sofra canı istedi, Allah'ın emrine imtisal için imkanı olduğu halde el uzatmadı. O sofra, o mümin için cennete gidip orada sahibini bekleyecek. Canı çekip de yemediği elma, armut, muz ağaçları orada kendisi için ekilecek. Yani Ramazan'da Salih amelleri orada kendini bekleyecek. Burada bir soru var: Başka zamanlarda Salih amellerim cennete girmeyecek mi ki? İkisi arasındaki farkı "gümrük" benzetmesiyle açıklayabiliriz. Ramazan dışında yaptığımız her amel gümrükten geçecek. Yani hesap gününde ince elenip sık dokunacak. O amelin hayatla çapraz ve paralel ilişkisine göre değerlendirilecek. Ancak vahyin doğum ayı, Ramazan'a özgü bir rahmetle Salih ameller "gümrüksüz" geçecektir.
2. Ramazan'da açılan cennet kapılarından, Ramazan'ı ihya eden müminin yüreğine cennet esintileri gelecektir. O kalbinde bu esintileri bulacak, bunlar sayesinde akleden kalbi Kur'an'a açılacaktır. İbadetler yük olmaktan çıkıp, Burak olacak ve onu cennete taşıyacaktır. Bu kapılardan biri sabır kapısı, biri infak kapısı, biri tefekkür kapısı, biri zikir kapısı, bir diğeri şükür kapısı, bir diğeri hamd kapısı, bir diğeri davet kapısıdır. Bu böyle gider.
İşte bu ve buna benzer ameller işleyen kişinin kalbine, açılan cennet kapılarından bir efildi, bir tat ulaşır. O insan o tadı aldığında Salih ameller külfet olarak algılanmaktan çıkar nimet olarak algılanır. Yüreğinin damağına tat değer ve o tadın peşine düşer. O tadla mest olur. Ramazan geçip gider, o tat kalır. O insanın akleden kalbi cennete girmiş gibi olur.
Allah bizi buna muvaffak kılsın. Ramazan gönlümüze cennet kokuları taşısın.